Bazen bana öyle geliyor ki, en iyisi seninle bir arada yaşamaktansa mırın kırın etmeden birlikte uzanıp yatmak ve ölümü beklemek. Ne olacaksa senin yanında olmalı.
                                                                                                                      milena'ya mektuplar.


''bir misafirliğe gitsem bana temiz bir yatak yapsalar
herşeyi, adımı bile unutup uyusam…
kalktığımda yatağım hala lavanta koksa
kekikli zeytinli bi kahvaltı hazırlasalar
nerde olduğumu hatırlamasam
hatta adımı bile unutsam.''


Sonra bir ev boyadım sana
Kapısı mavi, zili deniz
İçinde yaşasak ikimiz
Geç bunları demeden, şimdi

Çal, çalsana kapımı
İster huzurlu, ister huzursz..

kırmızı bir at çizerdim, kırmızı bir at
bak bu da kafası.
nereden geldim? nereye giderdim?
bu da düşünen kafanın bana sorusu.
sür beni sert kayalıklara...
oradan aşağısı başka yerin konusu
ahh..dedi senin durumun fena.

              Sonra Ona ne kadar alıştığını fark ediyorsun.
   
                   içim sıkıldı, üflesen geçer mi..

“Dilerim herkes bir gün zengin ve ünlü olur ve hayalini kurduğu her şeye kavuşur; böylece aranılan esas cevabın bu olmadığını anlar. “

-Jim Carrey

''Merak edilecek şey: acaba insanlar en çok neden korkarlar?
Herhalde her şeyden çok, yeni bir adım atmaktan, kendi söyleyecekleri yeni bir sözden olsa gerek.''

hazal'a

kıştı. sahilimiz vardı. battaniyemiz. denizimiz. soğuk rüzgarımız bazen yıldızlarımız... uzun saçlarımız ince parmaklarımız ve hayallermiz. daima hayal kurardık, ikimizli. not: bir şey bir şeye benziyorsa, bu aynı değiller anlamına gelir.